Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ülkesinin toprak bütünlüğünü ihlal edecek bir adım atmayacaklarını söyledi.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 14:01:00
- 0
- 0
- Fri, 2026-01-30 12:42:00
- 0
- 0
İran'ın, Haziran 2025'teki çatışmalardan bu yana nükleer programını yeniden yapılandırma konusunda kayda değer ilerleme kaydettiğine dair "sınırlı göstergelerin" bulunduğu ileri sürüldü.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 11:33:00
- 0
- 0
Suriye devlet televizyonu, Şam yönetimi ile terör örgütü YPG arasında, ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören yeni bir mutabakata varıldığını duyurdu.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 11:08:00
- 0
- 0
İsviçre'de Crans-Montana Kayak Merkezi'nde yılbaşı kutlamasında çıkan ve 40 kişinin hayatını kaybetmesine neden yangınla ilgili hukuki süreç İsviçre ile İtalya arasında gerilime neden olurken, Roma tarafından uygulanan diplomatik baskı, Bern'de huzursuzluğa yol açtı.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 11:04:00
- 0
- 0
Seçmenlerin 2016'daki referandumda yaklaşık yüzde 52'yle Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma yönünde oy kullandığı İngiltere'deki anketlerde bu oran, yüzde 29'lara kadar geriledi.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 10:30:00
- 0
- 0
ABD Başkanı Donald Trump, ilk başkanlık dönemi sırasında vergi bilgilerinin haber kuruluşlarına sızdırılması nedeniyle ABD Gelir İdaresi ve ABD Hazine Bakanlığına karşı dava açtı.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 10:13:00
- 0
- 0
Japonya'nın başkenti Tokyo'da hırsızlar, sokak ortasında hedef aldıkları bir grup kişiden, içlerinde yaklaşık 420 milyon yen (2,7 milyon dolar) olan çantaları çalıp kaçtı.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 06:51:00
- 0
- 0
ABD'li teknoloji şirketi Apple'ın net satışları, üç aylık dönemde yıllık yüzde 16 artarak piyasa beklentilerini aştı.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 06:47:00
- 0
- 0
Science dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, genlerin insan ömrü üzerindeki rolünün sanılandan çok daha büyük olduğunu ortaya koydu. Uluslararası bir araştırmacı ekibi tarafından ikizler üzerinde yapılan çalışma, yaşam süresindeki genetik katkının yüzde 55 gibi yüksek bir oranda olduğunu saptadı.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 06:46:00
- 0
- 0
ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'nın ABD merkezli Gulfstream Aerospace şirketine ait jetleri sertifikalandırmaması nedeniyle Kanada menşeli tüm uçakların ABD'de sertifikasını iptal ettiğini belirterek, ABD'ye satılacak tüm uçaklara yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacağı uyarısında bulundu.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 06:42:00
- 0
- 0
İnsanlığın Ay'a ayak basmasının üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti ancak yeni bir dönemin eşiğindeyiz. NASA’nın Artemis programı, Ay'ı daha önce hiç olmadığı kadar derinlemesine incelemek amacıyla ilk Ay uzay istasyonunu kurmayı hedefliyor. Bu girişim aynı zamanda Mars keşifleri için bir basamak görevi görecek.
Devamını Oku
- Fri, 2026-01-30 06:37:00
- 0
- 0
İngiliz The Guardian gazetesi, ABD ve İran arasında tırmanan gerilimde Türkiye'nin kritik bir diplomatik sorumluluk alarak "ana arabulucu" konumuna yükseldiğini yazdı. Gazetenin diplomasi editörü Patrick Wintour imzalı haberde, Ankara'nın bölgeyi sarsacak olası bir askeri çatışmayı engellemek için yürüttüğü mekik diplomasisi mercek altına alındı.
Devamını OkuZelenski: Ukrayna'nın toprak bütünlüğünde değişiklik içermeyen uzlaşmalara hazırız
Zelenski, Kiev'de düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin sorularını yanıtladı ve savaşın sona erdirilmesi için ABD'nin hazırladığı barış planına ilişkin devam eden çalışmalara değindi.
Plandaki çoğu maddenin üzerinde ABD tarafıyla anlaştıklarını aktaran Zelenski, "Ukrayna, ABD'nin 20 maddeli planında 2 maddeyi desteklemiyor. Diğerlerini destekliyor." diye konuştu.
Ukrayna'nın güçlü güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Zelenski, barış anlaşmasından önce ABD ile güvenlik garanti belgesinin imzalanması gerektiğini ifade etti.
Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ihlal etmeyeceğini söyleyen Zelenski, ABD ve Rusya taraflarıyla süren müzakerelerde henüz bu konuda uzlaşmaya varamadıklarını kaydetti.
Zelenski, ülkesinin toprak bütünlüğüne yönelik "sert talepleri" kabul etmeyeceklerini belirterek, "Ukrayna'ya yönelik sert taleplerin kesinlikle bir uzlaşma olmadığına inanıyoruz. Bu, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünde bir değişikliktir." dedi.
Savaşın sona ermesini istediklerini dile getiren Zelenski, "Savaşa gerçek bir son verecek ama kesinlikle Ukrayna'nın toprak bütünlüğünde değişiklik içermeyen uzlaşmalara hazırız." ifadesini kullandı.
Üçlü müzakerelerin yeri ve tarihi değişebilir
Zelenski, Rusya, Ukrayna ve ABD arasında geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de üçlü müzakerelerin yapıldığını anımsattı.
Bir sonraki üçlü görüşmenin 1 Şubat'ta tekrar BAE'de yapılmasının planlandığını dile getiren Zelenski, "Ancak toplantıların tarihi veya yeri değişebilir. Çünkü bizim görüşümüze göre, Amerika ve İran arasında bir şeyler oluyor. Bu konular muhtemelen tarihi de etkileyebilir." dedi.
Zelenski, yeni toplantının ayrıntılarıyla ilgili ABD ve Rusya tarafından haber beklediklerini belirterek, "Bildiğimize göre, Rusya ve Amerika zaten bu konu üzerinde temaslarda bulundu." diye konuştu.
"Rusya enerji altyapımıza saldırmazsa biz de saldırmayacağız"
ABD'nin, Abu Dabi'deki üçlü görüşmeler sırasında Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulmasını gündeme getirdiğini ancak bu konuda bir anlaşma yapılmadığını kaydeden Zelenski, "Bizimle Rusya arasında bu konuda doğrudan bir diyalog, doğrudan bir anlaşma olmadı." dedi.
Enerji altyapılarına yönelik ateşkesin sağlanmasının ABD Başkanı Donald Trump'ın girişimi olduğunu anlatan Zelenski, "Rusya bizim enerjimize, sanayimize veya herhangi bir altyapımıza saldırmazsa biz de onların enerji altyapısına saldırmayacağız." ifadelerini kullandı.
"Putin'i Kiev'e davet edebilirim"
Zelenski, Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov'un, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme için kendisini Moskova'ya davet ettiğine" ilişkin açıklamasını da değerlendirdi.
Moskova'ya gitmesinin mümkün olmayacağını vurgulayan Zelenski, "Elbette, Putin ile Moskova'da görüşmem imkansız. Bu, Putin ile Kiev'de görüşmekle aynı şeydir. Onu Kiev'e de davet edebilirim, gelsin. Elbette, karar verirse onu kamuoyuna açık bir şekilde davet edebilirim." diye konuştu.
ABD yönetiminin ulusal güvenlik gerekçesiyle topraklarına katmak istediği Grönland'a ilişkin gelişmelere de değinen Zelenski, "Bana göre, Grönland ile ilgili hikaye o kadar özel bir hikaye ki, yarın bunu kullanarak bizden toprak alabilirler ve hukuken tanıyabilirler. Buna bu şekilde bakmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
Zelenski, Ukrayna için şubat ve martın, süren savaş nedeniyle "ağır" geçebileceğine işaret etti.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
NYT: İran, Haziran 2025'teki çatışmalardan beri nükleer programını büyük ölçüde ilerletmedi
New York Times (NYT) gazetesi, ABD'li ve Avrupalı yetkililerin yanı sıra İran'ın nükleer programını denetleyen bağımsız gruplarla yaptığı röportajlardan analiz derledi.
Bu analize göre Tahran yönetimi, 13 Haziran'da İsrail'in saldırılarıyla alevlenen çatışmalardan bu yana nükleer programını büyük ölçüde ilerletmedi.
Bu bağlamda, Tahran'ın son 6 ayda nükleer yakıt zenginleştirme ve nükleer savaş başlığı geliştirme kapasitesini yeniden inşa etme yolunda önemli adımlar attığına dair "sınırlı göstergelerin bulunduğu" öne sürüldü.
İstihbarat kurumlarının, çatışmalar süresince vurulan Natanz, Fordo ve İsfahan'daki 3 nükleer tesisteki zenginleştirilmiş uranyumun "halen gömülü ve bakir" olduğunu, böylelikle İran'ın hızlı şekilde nükleer silah üretmesinin mümkün olmadığını düşündükleri iddia edildi.
Buna rağmen Tahran'ın, Natanz ve İsfahan yakınlarındaki nükleer tesislerde kazı çalışmalarını artırdığı ileri sürüldü.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın, Beyaz Saray ve Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından ortaklaşa hazırlanan İran'a olası saldırı seçenekleri konusunda bilgilendirildiği iddia edilmişti.
Bu seçeneklerin arasında İran yönetimi ile Devrim Muhafızları Ordusu'na ait tesislerin hedef alınacağı geniş çaplı bombardımanı içeren "büyük planın" da yer aldığı öne sürülmüştü.
İran'a yönelik "Gece Yarısı Çekici" Operasyonu
İsrail, İran ile ABD arasında nükleer müzakere süreci devam ederken 13 Haziran 2025'te İran'ın çeşitli kentlerinde nükleer ve askeri tesisler ile sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar başlatmıştı.
İsrail'e açıktan destek veren ABD, 22 Haziran 2025'te İran'ın Natanz, Fordo ve İsfahan'daki 3 nükleer tesisine, sadece ABD'nin elinde bulunan ve "sığınak delici" bombalarla "Gece Yarısı Çekici" adını verdiği operasyonla saldırılar düzenlemişti.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırıları "büyük başarı" şeklinde nitelerken medyaya sızan ilk hasar değerlendirme raporunda saldırıların İran'ın nükleer programını "yok etmediği" sadece "birkaç ay gerilettiği" öne sürülmüştü.
Trump yönetimi, ABD basınındaki haberlere sert tepki vermiş, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Pentagon sızma hakkında soruşturma başlattığını duyurmuştu.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Suriye'de ateşkes mutabakatına varıldı
Suriye devlet televizyonu, hükümet kaynaklarına dayandırarak Şam yönetimi ile YPG'nin, ateşkes ve askeri idari yapıların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir mutabakata vardığını duyurdu.
Mutabakatın, Suriye güçleri ile YPG unsurları arasında ateşkes sağlanması, iki tarafın askeri ve idari güçlerinin kademeli entegrasyonunu içerdiği belirtildi.
Bu kapsamda "temas hatlarından askeri güçlerin çekilmesi ve istikrarın güçlendirilmesi amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin, Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girmesi konusunda" anlaşmaya varıldığı ifade edildi.
Anlaşmada ayrıca, "bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılması, YPG'ye bağlı üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulması, Aynularab güçlerine bağlı bir tugayın Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde teşkil edilmesinin yer aldığı" kaydedildi.
Bunun yanı sıra anlaşmanın, YPG'nin işgali altındaki bölgelerdeki sözde özerk yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarıyla birleştirilmesi ve sivil çalışanların kadrolarının korunmasını da kapsadığı aktarıldı.
Suriye'deki Kürt toplumunun medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ile yerinden edilenlerin bölgelerine dönüşünün güvence altına alınması konusunda da tarafların uzlaştığı bildirildi.
Anlaşmanın, Suriye topraklarının birliğini sağlamayı, hukukun uygulanmasını ve ilgili taraflar arasında işbirliğini güçlendirerek bölgede tam entegrasyonu gerçekleştirmeyi ve ülkenin yeniden inşası için çabaları birleştirmeyi hedeflediği belirtildi.
Suriye ordusunun, 16 Ocak'ta terör örgütü YPG'ye karşı Fırat Nehri'nin batısındaki bölgelerde başlattığı operasyon daha sonra nehrin doğusunda aşiretlerin de katılımıyla genişlemiş, örgüt işgalindeki toprakların büyük bölümü Suriye yönetiminin kontrolüne girmişti.
Şam yönetimi ile YPG arasında 18 Ocak'ta varılan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması, örgütün Fırat Nehri'nin doğusundaki Rakka ve Deyrizor illerinden tümüyle çekilmesi, Haseke'deki kamu kurumlarının devlete devredilmesi, tüm sınır kapıları ve enerji kaynaklarının merkezi otoritenin elinde olması ile YPG unsurlarının bireysel olarak güvenlik güçlerine entegrasyonu gibi hükümler içeriyor.
YPG'nin anlaşmaya uymaya yanaşmaması üzerine 19 Ocak'ta çatışmalar yeniden başlamıştı. Suriye yönetimi, 20 Ocak'ta yaptığı açıklamada, entegrasyon için terör örgütü YPG'ye 4 günlük süre tanıdığını ve ateşkes ilan ettiğini duyurmuştu.
Bu ateşkes 24 Ocak'ta 15 günlüğüne uzatılmıştı.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
İsviçre'deki bar yangınıyla ilgili hukuki süreç, İtalya ile gerilime neden oldu
Crans-Montana'da bir barda çıkan yangında aralarında İtalyan vatandaşlarının da olduğu 40 kişinin hayatını kaybettiği barın ortaklarından işletmeci Jacques Moretti'nin kefalet karşılığında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, İtalya tarafından tepkiyle karşılandı.
Karara tepki gösteren İtalya hükümeti, diplomatik bir hamle ile 24 Ocak'ta İtalya'nın Bern Büyükelçisi Gian Lorenzo Cornado'yu Roma'ya çağırdı.
İtalya'da Başbakan Giorgia Meloni başta olmak üzere pek çok siyasi, Moretti'nin tutukluluğunun kaldırılmasına sosyal medya platformları üzerinden sert tepki gösterdi.
İtalya Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Başbakan Meloni ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İtalya'nın İsviçre Büyükelçisi Gian Lorenzo Cornado'ya, Valais Kantonu Başsavcısı Beatrice Pilloud ile derhal temasa geçerek, mahkemenin, kendisine isnat edilen suçun son derece ağır olmasına, üzerinde bulunan ciddi sorumluluklara, devam eden kaçma riskine ve aleyhindeki delillerin karartılması ihtimaline rağmen Jacques Moretti'yi serbest bırakma kararına karşı İtalya hükümetinin ve ülkenin duyduğu derin öfkeyi iletmesi talimatını verdiler." ifadeleri kullanıldı.
İtalya, Büyükelçinin tekrar Bern'e dönüşünü 2 koşula bağladı
Daha sonra İtalya, Roma'ya çağırdığı Büyükelçi Cornado'nun görev yerine dönüşünü 2 koşula bağladığını bildirdi.
Büyükelçi'nin İsviçre'ye dönüşünün, iki ülkenin adli makamları arasında etkin işbirliğinin kurulmasına ve 1 Ocak'taki Crans-Montana katliamından sorumlu olanların derhal belirlenmesi için ortak bir soruşturma ekibinin kurulmasına bağlı olduğu İtalya makamları tarafından açıklandı.
Crans-Montana Kayak Merkezi'ndeki bar yangınıyla alakalı kendi soruşturmasını başlatan Roma Cumhuriyet Başsavcılığı da İsviçre makamlarına gönderdikleri mektupta, soruşturma ekibi yollamaya hazır olduklarını duyurdu.
İsviçre, İtalya'nın tavrı ve diplomatik baskılarından rahatsız
İtalya tarafından ortak bir soruşturma ekibinin de kurulması dahil gündeme getirilen koşullar, İsviçre Federal Parlamentosunda hoşnutsuzluğa neden oldu.
İsviçre Federal Parlamentosu'nda bulunan farklı partilerin temsilcileri, İtalya'nın bu tutumuna tepki gösterirken, bazıları bu hamleyi "şantaj" olarak niteledi.
İsviçre Halk Partisi (SVP) Milletvekili ve Hukuk İşleri Komitesi Başkanı Barbara Steinemann, İtalya'nın tavrına karşı, "Bu bizim adalet sistemimiz, güçler ayrılığımız ve federalizmimiz. Adalet sistemimizin bu konuda başarısız olduğuna dair de hiçbir gösterge yok." ifadelerini kullandı.
Bir diğer SVP Milletvekili Piero Marchesi de "İtalya'nın talebi saçma. İşbirliği mümkün ancak bu şekilde siyasi baskı uygulamak tamamen uygunsuz görünüyor." değerlendirmesinde bulundu.
İsviçre Hür Demokrat Parti üyesi (FDP) ve Devlet Konseyi Hukuk İşleri Komitesi Başkanı Andrea Caroni, olayda birçok İtalyan mağdurun olduğunu ve İtalya'nın yardım teklif etmesinden memnuniyet duyduklarını belirterek, "Ancak İtalya'nın bağımsız bir ceza soruşturmasının somut prosedürel adımlarına siyasi nüfuz uygulamak istemesi kabul edilemez. Güçler ayrılığı ilkesi İsviçre'de geçerlidir ve umarım İtalya'da da geçerlidir." ifadelerini kullandı.
İsviçre Sosyal Demokrat Partisi'nde (SP) Milletvekili Jessica Jaccoud ise, "(İtalya'nın tutumu) Bunlar hukukun üstünlüğüne yönelik çok ciddi tehditler ve Batı devletleri arasındaki ilişkilere yakışmaz." diye konuştu.
İsviçre adli makamlarına göre, "ortak bir soruşturma ekibi talebi" mümkün
İsviçre Federal Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Valais Kantonu Savcılığı ve Roma Savcılığı, İsviçre'deki yetkili savcılıktan ortak bir soruşturma ekibi oluşturmasını talep etme seçeneğine sahip olacak. Ortak soruşturma ekiplerinin oluşturulması yaygın bir uygulamadır. Bu tür soruşturma ekipleri, özellikle son derece karmaşık veya kapsamlı davalarda çok sık oluşturuluyor." denildi.
İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada, İtalya'dan gelen taleplerin dikkate alındığını ve konunun adli makamlara iletildiğini bildirdi.
Kuvvetler ayrılığı ilkesine dikkat çekilen açıklamada, dosyanın Valais Kantonu yargısının yetki alanında bulunduğu vurguladı.
Açıklamada, Valais Savcılığı'nın, İtalya'dan 13 Ocak'ta gelen işbirliği talebine bu hafta sonuna kadar yanıt vermesinin beklendiği de kaydedildi.
İsviçreli diplomattan "ilişkiler normal devam edecek" açıklaması
İsviçre'nin Roma Büyükelçisi Roberto Balzaretti ise İsviçre kamu yayın kuruluşu RSI'ye yaptığı açıklamada, "Roma'dan gelen talepler ciddiye alınmalı." ifadelerini kullandı.
Balzaretti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal şekilde devam edeceğinin de altını çizdi.
İsviçre'deki barda yangın çıkmıştı
İsviçre'de Valais kantonuna bağlı kayak merkezi olarak tanınan Crans-Montana kasabasında yılbaşı kutlamalarının yapıldığı barda yangın çıkmıştı.
İsviçreli yetkililer, yangında 40 kişinin hayatını kaybettiğini, çoğu ağır 119 kişinin yaralandığını duyurmuştu.
Yetkililer, olayın nedenini araştırdıklarını açıklamış, görgü tanıkları yangına şampanya şişelerine takılı maytaplı mumların neden olduğunu öne sürmüştü.
Yaralıların kaldırıldığı çevredeki hastaneler, yoğun bakım kapasitelerinin dolduğunu açıklamış, çok sayıda yaralı komşu ülkelere sevk edilmişti.
Ölümcül yangınla ilgili olarak iki bar sahibi Jacques Moretti ve eşi Jessica Moretti hakkında ceza soruşturması başlatılmıştı.
Valais Kantonu Zorunlu Tedbirler Mahkemesi, 12 Ocak'ta, barın ortak sahibi Jacques Moretti'nin kaçma riski gerekçesiyle geçici olarak gözaltına alınmasına karar vermişti.
Mahkeme, 23 Ocak'ta ise İsviçre ceza usulüne göre, şüphelilerin nihai mahkumiyete kadar masum sayıldığını ve tutukluluğun istisnai bir önlem olduğunu hatırlatarak, Jacques Moretti’nin bir tanıdığı vasıtasıyla 200 bin İsviçre frangı kefalet ödemesi sonucu denetimli şekilde serbest bırakılması kararı vermişti.
Şüpheliler, kayak merkezindeki barın son 5 yıldır yıllık denetimden geçmediğinin ortaya çıkmasının ardından "ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme, ihmal sonucu yaralanmaya neden olma ve ihmal sonucu kundaklama" suçlarından yargılanıyor.
Bar yangınında 6 vatandaşını kaybeden ve çok sayıda vatandaşı da yaralanan İtalya hükümeti, 13 Ocak’ta bar sahiplerinin yargılandığı bu davaya müdahil olacağını ilan etmişti.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
İngiltere'de AB'den ayrılma kararını destekleyenlerin oranı yüzde 29'a düştü
İlk olarak 1990'larda marjinal grupların dile getirdiği AB'den ayrılma (Brexit) fikri, 2008 küresel ekonomik krizi ile ana akım siyasilerin ifade ettiği bir istek olarak taraftar toplamaya başladı.
Takvimler 2012'yi gösterdiğinde "British Influence" isimli düşünce kuruluşunun eski başkanlarından Peter Wilding, İngilizce "Britanya" anlamına gelen "Britain" ve çıkış anlamına gelen "Exit" kelimelerinden türetilen "Brexit" ifadesini literatüre soktu.
İngiltere'nin son 10 yılına damgasını vuracak kelimenin mucidi Wilding, bu makalede İngiltere'nin AB içinde lider olmadığı takdirde Brexit'in kaçınılmaz hale geleceğini, AB bürokrasisinden kurtulmak ve kontrolü yeniden ele almak gerektiğini belirtti.
O dönemde Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) ile gözünü iktidardaki Muhafazakar Parti seçmenine diken aşırı sağcı Nigel Farage da özellikle "kontrolü yeniden ele alma" görüşüne dört elle sarılarak siyasetini bunun üzerine kurdu.
Anketlere göre oy oranını artıran Farage'ye tabanını kaptırmak istemeyen dönemin Muhafazakar Partili Başbakanı David Cameron, 7 Mayıs 2015 genel seçimlerinde vaat olarak 2017'de AB'den ayrılma sözü verdi.
Muhafazakar Parti seçimden birinci çıktıktan sonra 23 Haziran 2016, Brexit için referandum günü olarak belirlendi.
Brexit için 3 erken seçim, 3 başbakan
Kampanya sürecinde partiler büyük oranda AB'de kalmayı savundu. Ulusal partilerden UKIP, kesin olarak Brexit'i savunurken Muhafazakar Parti ise kurumsal olarak taraf açıklamadı.
Ancak yine de partinin önde gelen isimlerinden dönemin Dışişleri Bakanı Boris Johnson, güçlü şekilde AB'den ayrılmayı savunan kampanyalar yürüttü.
İngiltere'de halk, tercihini yüzde 52 ile Brexit'ten yana kullandı ancak AB'den ayrılma süreci, İngiltere'nin 4 senesini aldı.
David Cameron'ın seçim zaferi ve Brexit referandumunun ardından gelen istifasıyla başlayan 4 yıllık süreçte İngiltere, 3 erken seçim yaptı, 3 başbakan değiştirdi.
Brexit sürecinin üçüncü Başbakanı Boris Johnson, Aralık 2019'daki erken seçimde tek başına iktidar olduktan sonra 2019'un son gününde İngiltere'yi fiilen AB'den çıkardı.
Avam Kamarası, Lordlar Kamarası ve Kraliçe'nin onayladığı Brexit anlaşması, 31 Ocak 2020'de İngiltere'nin resmen AB'den ayrılmasıyla yürürlüğe girmiş oldu.
AB'de kalmak isteyenlerin oranı yüzde 52'ye yükseldi
Üzerinden 6 yıl geçen Brexit, bugün İngiltere halkı için dönüm noktası kabul ediliyor. Ekonomiden sağlığa, kamu hizmetlerinden göçe kadar birçok konunun, Brexit'ten sonra kötüye gittiği düşünülüyor.
Örnek olarak artan hayat pahalılığının sebebi, Brexit sonrası çıkılan Gümrük Birliği görülürken hastanelerde artan bekleme sürelerinin sebebi ise Avrupalı sağlık çalışanlarının Brexit sonrası İngiltere'den ayrılmasıyla düşen personel sayısına bağlanıyor.
Bu nedenle İngiltere'de halk, artan oranlarda yeniden AB'ye katılma fikrini dile getiriyor. Son anketlere göre AB'ye katılmak isteyenlerin oranı artarken Brexit kararını destekleyenlerde ise büyük düşüş görülüyor.
The Times gazetesinin gerçekleştirdiği ankette bugün tekrar yapılması halinde Brexit referandumunda ayrılma yönünde oy kullanacağını belirtenlerin oranı yüzde 29 oldu.
Brexit referandumunun yapıldığı 2016'da AB'de kalma yönünde oy kullananların oranı yüzde 48 olurken The Times'ın anketine bu oran yüzde 52 olarak yansıdı.
Ankete katılan 2 bin 113 kişinin yüzde 49'u gelecek 5 yıl içinde yeniden katılım referandumunun yapılması gerektiğini belirtirken yüzde 37'si referanduma karşı olduğunu ifade etti.
Financial Times'ın yaptırdığı ankette Brexit'i destekleyenlerin oranı yüzde 46, karşı olanların oranı ise yüzde 48 olarak açıklandı.
Muhafazakar Partiye yakınlığıyla bilinen The Telegraph'ın anketine ise Brexit'i destekleyenlerin oranı yüzde 49, karşı olanların oranı yüzde 51 olarak yansıdı.
İngiltere, Erasmus'a geri döndü
İşçi Partisi, Temmuz 2024'te, 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarını devirerek tek başına iktidara geldi. Başbakanlık koltuğuna oturan Keir Starmer ise tekrar üyeliğin olmayacağını ancak AB'yle ilişkilere "reset atılacağı" mesajını verdi.
İlişkeleri yeniden kurma yolunda adımlar atan İşçi Partisi hükümeti, birçok alanda Brexit sonrası iptal olan anlaşmalara yeniden katılmak için müzakerelere başladı.
Bunlardan ilki, gençlerin farklı ülkelerde eğitim, staj ve araştırma yapmasını öngören "Erasmus+" oldu. AB ve İngiltere anlaşma üzerinde uzlaşırken İngiltere'nin 2027'de programa tekrar katılmasına karar verildi.
Enerji piyasalarının entegrasyonu ve ticaret konularında görüşmelere devam eden taraflar, savunma alanındaki işbirliği konusunda ise uzlaşamadı.
AB'nin savunma fonuna katılmak isteyen İngiltere, 2025'te finansal katkı ve şartlar konusunda AB'yle anlaşamazken müzakerelere 2026'da tekrar başlanacağı belirtildi.
Tarafların Gümrük Birliği konusundaki değerlendirmeleri ise sürüyor.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Trump, vergi bilgilerinin sızdırılması nedeniyle 10 milyar dolarlık dava açtı
Florida Güney Bölge Mahkemesinde açılan davaya göre, Trump'ın oğulları Eric Trump ve Donald Trump Jr. ile Trump Organizasyonu, ABD Gelir İdaresi ve Hazine Bakanlığına karşı davacı olarak yer aldı.
Trump, vergi bilgilerinin haber kuruluşlarına sızdırılması nedeniyle 10 milyar dolarlık tazminat talep ediyor.
Dava dosyasında, gizli vergi kayıtlarının sızdırılmasının “mali zarara yol açtığı, kamuoyunda utanç verici bir durum yarattığı, iş itibarlarını haksız biçimde zedelediği ve kayıtların çarpıtılarak Başkan Trump ile diğer davacıların kamuoyundaki itibarını olumsuz etkilediği” iddia edildi.
ABD Vergi Dairesi'nde sözleşmeli olarak çalışan Charles Littlejohn, aralarında Trump’ın kayıtlarının da bulunduğu 1000'den fazla çoğu milyarderin vergi beyannamelerini sızdırarak, New York Times ve ProPuplica adlı medya kuruluşlarına vermişti.
Dava dosyasında, vergi bilgilerinin sızdırılmasının "2020 başkanlık seçimlerinde Trump'ın seçmenler arasındaki desteğini olumsuz etkilediği" ileri sürüldü.
Trump ve diğerlerine ait vergi bilgilerini haber kuruluşlarına sızdırmaktan suçunu kabul eden Littlejohn, Ocak 2024'te beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Sokak ortasında içinde 2,7 milyon dolar civarında para olan çantalar çalındı
Kyodo ajansının haberine göre, Tokyo'nun merkezi Taito bölgesinde dün akşam saatlerinde 3 şüpheli, para dolu üç çantayı sokaktaki bir arabaya yerleştiren bir grubu hedef aldı.
Aralarında iki Çinlinin de bulunduğu 5 kişilik gruba biber gazıyla saldıran şüpheliler, çantaları alıp olay yerinden uzaklaştı.
Parası çalınan grup, polise verdikleri ifadede, çantalardaki miktarın 420 milyon yen (2,7 milyon dolar) civarında olduğunu söyledi.
Bu olayın ardından Tokyo'daki Haneda Havalimanı'nın otoparkında para taşıyan bir kişi daha biber gazıyla saldırıya uğradı ancak çantası çalınmadı.
Soruşturmacılar, iki olay arasında bağlantı olup olmadığını anlamak için inceleme başlattı.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Apple'ın satışları yüzde 16 arttı
Mali takviminde 27 Aralık 2025'te biten üç aylık dönemi 2026 mali yılının ilk çeyreği olarak kabul eden Apple, bilançosunu açıkladı.
Buna göre, şirketin toplam net satışları bu dönemde yıllık yüzde 16 artışla 143,8 milyar dolara yükseldi.
Apple'ın net satışları bir önceki yılın aynı döneminde 124,3 milyar dolar olarak kaydedilmişti.
Şirketin net karı aynı dönemde 42,1 milyar dolar olarak hesaplandı.
Apple, önceki yılın aynı döneminde 36,3 milyar dolar net kar açıklamıştı.
Firmanın hisse başına karı da söz konusu dönemde 2,4 dolardan 2,84 dolara yükseldi.
Şirketin net satışlarından elde ettiği gelir ve hisse başına karı bu dönemde piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.
iPhone satışları arttı
Söz konusu dönemde Apple'ın iPhone ve iPad satışları artarken, Mac satışları düştü.
iPhone satışlarının tutarı, 27 Aralık'ta biten üç aylık dönemde yıllık yüzde 23 artışla 85,3 milyar dolara yükseldi.
Şirketin iPhone satışları bu dönemde piyasa beklentilerini aştı.
Aynı dönemde iPad satışları yüzde 6 artarak 8,6 milyar dolara çıkarken, Mac satışları yüzde 7 azalışla 8,4 milyar dolara geriledi.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Genetik faktörlerin yaşam süresi üzerindeki etkisi tahminlerin üzerinde
Yeni bulgular, genetiğin yaşam süresi üzerindeki etkisini yüzde 6 ile yüzde 33 arasında gösteren önceki tahminlerin oldukça üzerinde seyrediyor.
Bu sonuçlar, takviyeler ve özel ilaç rejimleriyle ömrü uzatabileceğini savunan biyohacker topluluğu için şaşırtıcı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, bu rakama ulaşırken ölümleri "dışsal" ve "içsel" olarak ikiye ayırarak daha hassas bir analiz yaptıklarını belirtiyor. Kazalar ve enfeksiyonlar gibi dış etkenler dışarıda tutulduğunda, genetiğin boy uzunluğu veya vücut yapısı gibi temel biyolojik özelliklerle benzer oranda etkili olduğu görülüyor.
Biyolojik sınırları genler belirliyor
Çalışmanın başyazarı Ben Shenhar, elde edilen rakamın tesadüf olmadığını, menopoz yaşı gibi yaşlanmayla ilgili diğer biyolojik süreçlerin de yaklaşık yüzde 50 oranında kalıtsal olduğunu ifade etti.
Kopenhag Üniversitesinden Doç. Dr. Morten Scheibye-Knudsen ise genlerin yaşam süresi sınırlarını belirlediğine dikkat çekerek, mayaların 13 gün, insanların ise en fazla 120 yıl yaşamasını buna örnek gösterdi.
Scheibye-Knudsen, bu durumun sadece davranışlarla açıklanamayacağını vurguladı.
Yaşam tarzı hala kritik öneme sahip
Genetiğin etkisi artsa da uzmanlar sağlıklı yaşam tarzının önemini yitirmediği konusunda uyarıda bulunuyor.
Ömrün yüzde 55'inin genetiğe bağlı olması, geri kalan yüzde 45'lik dilimin hala beslenme, egzersiz ve alışkanlıklar gibi kontrol edilebilir etkenlerden oluştuğu anlamına geliyor.
Araştırmacılar, bu verilerin insanları kaderciliğe itmemesi gerektiğini, genetik potansiyelin hangi yöne evrileceğini yaşam tarzının belirlediğini ifade ediyor.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Trump, Kanada menşeli tüm uçakların ABD sertifikasını iptal ettiğini açıkladı
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kanada'nın Gulfstream 500, 600, 700 ve 800 jetlerini sertifikalandırmayı reddetmesine tepki gösterdi.
Başkan Trump, "Kanada'nın Gulfstream 500, 600, 700 ve 800 jetlerini haksız, yasa dışı ve kararlı bir şekilde sertifikalandırmayı reddetmiş olması gerçeğine dayanarak, bugüne kadar yapılması gereken şekilde, Bombardier Global Express'lerini ve Kanada'da üretilen tüm uçakları, Gulfstream tam olarak sertifikalandırılana kadar sertifikasız sayıyoruz. Gulfstream, büyük bir ABD şirketidir ve yıllar önce sertifikalandırılmış olması gerekirdi." ifadelerini kullandı.
Kanada'nın sertifikasyon süreci aracılığıyla Gulfstream ürünlerinin satışını fiilen engellediğini savunan Trump, "Eğer bu durum herhangi bir nedenle derhal düzeltilmezse Kanada'dan ABD'ye satılacak tüm uçaklara yüzde 50 gümrük vergisi uygulayacağım." değerlendirmesinde bulundu.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
Hazırlanın: İnsanoğlu yeniden Ay'a dönüyor
Temmuz 1969'da Neil Armstrong'un "İnsan için küçük, insanlık için dev bir adım" sözleri tüm dünyada yankılanmıştı.
NASA’nın Apollo programı, insanları Ay yüzeyine indirmeyi başararak uzay keşiflerine olan ilgiyi artırmış ve bir nesle bilim yolunda ilham vermişti.
Şimdi ise NASA, Artemis programı ile yeni bir nesli heyecanlandırmayı amaçlıyor.
{ilgili-haber-882850}
Apollo'nun ikiz kardeşi Artemis
Yunan mitolojisinde Apollo'nun ikiz kız kardeşi olan Artemis'in adını taşıyan bu program, selefinin bir kopyası değil.
Program kapsamında tarihin ilk Ay uzay istasyonu inşa edilecek.
Bu sayede uzun süreli araştırmalar yapılabilecek ve gelecekte Mars'a insan gönderilmesinin yolu açılacak. Ayrıca bu görevlerle birlikte Ay'a ilk kez bir kadın ve siyahi bir erkek ayak basacak.
Gezegen bilimci Profesör Sara Russell, programın toplum üzerindeki etkisine dikkat çekerek, Apollo görevlerinin ardından yaşanan büyük heyecanın Artemis ile yeniden canlanacağını belirtiyor.
{ilgili-haber-769217}
Bilimsel bir zaman kapsülü olarak Ay
1960'larda Sovyetler Birliği ile girilen uzay yarışının bir parçası olarak başlayan Apollo görevleri, toplamda altı inişle sonlanmış ve Dünya'ya 382 kilogram Ay materyali getirilmişti. Bilim insanları, aradan geçen 50 yıla rağmen bu örneklerden hala yeni bilgiler ediniyor.
Ay, Dünya'nın tarihini anlamak için de kritik bir öneme sahip. Dünya'daki hava sistemleri nedeniyle kayaçlar hızla aşınırken, Ay'da erozyonun çok az olması 4,5 milyar yıllık kayaçların bir zaman kapsülü gibi korunmasını sağlıyor.
Artemis programı, daha önce sadece ekvator bölgesine yakın yerlerin incelendiği Ay'da bu kez Güney Kutbu'nu hedefliyor.
Artemis görevlerinin yol haritası
Program, her biri kritik aşamalardan oluşan bir dizi görevden oluşuyor:
Artemis I: Kasım 2022'de gerçekleştirilen bu insansız test uçuşunda, Orion kapsülü ve dünyanın en güçlü roketi olan SLS test edildi. Görev başarıyla tamamlandı.
Artemis II: Şubat 2026'da yapılması planlanan bu görevde, dört astronot Orion kapsülü ile Ay'ın etrafında tur atacak ancak yüzeye inmeyecek. Bu, mürettebatlı sistemlerin ilk testi olacak.
Artemis III: 2027 yılında gerçekleştirilmesi hedeflenen bu tarihi görevle, insanlar ilk kez Ay'ın Güney Kutbu'na inecek.
Astronotlar SpaceX’in Starship sistemiyle yüzeye taşınacak ve burada bir hafta boyunca numune toplayıp jeolojik incelemeler yapacak.
Artemis IV: Bu aşamada "Gateway" adı verilen Ay uzay istasyonunun inşasına odaklanılacak.
Ay yörüngesinde dönecek olan bu istasyon, astronotların daha uzun süre bölgede kalmasına ve bilimsel çalışmalar yürütmesine olanak tanıyacak.


Astronotlar Ay'a nasıl dönecek
1. Kalkış: Orion kapsülü, NASA'nın Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) roketi üzerinde fırlatılacak.
2. Alçak Dünya yörüngesi: Dünya çevresinde dönerken, Orion'un hizmet modülü güneş panellerini açacak.
3. Yerberi yükseltme manevrası: SLS roketinin ikinci aşaması, Orion'un yolunu daha yükseğe taşıyacak.
4. Yeröte yükseltme ateşlemesi: İkinci bir motor ateşlemesi, Orion'u yüksek Dünya yörüngesine itecek.
5. Yörünge testleri: Orion, SLS roketinin ikinci aşamasından ayrıldıktan sonra astronotlar, manevra yeteneklerini kısa süreliğine test etmek için kapsülün kontrolünü ele alacak.
6. Ay'a geçiş ateşlemesi: Orion'un hizmet modülü, uzay aracını Ay yoluna sokmak için ana motorunu ateşleyecek.
7. Ay yolculuğu aşaması: Orion, gerektiğinde yörüngesinde küçük düzeltmeler yaparak dört gün boyunca Ay'a doğru ilerleyecek.
8. Ay yakın geçişi: Orion kapsülü, Ay yüzeyinin sadece birkaç bin kilometre yakınından geçecek
9. Eve dönüş yolculuğu: Orion kapsülü, dört gün sürecek olan Dünya'ya dönüş yolculuğuna başlayacak.
10. Hizmet modülü ayrılması: Orion kapsülü, görevin son aşaması için gerekli olmayan hizmet modülünü uzaya bırakacak.
11. Atmosfere giriş ve denize iniş: Dünya atmosferinin kalın iç tabakasına girdikten sonra Orion, paraşüt açarak Pasifik Okyanusu'na iniş yapacak.
Görevleri mümkün kılan teknolojiler
1. Space Launch System (SLS)
Dünyanın en güçlü roketi olarak tasarlanan SLS, Orion kapsülünü, mürettebatı ve ağır kargoları doğrudan Ay'a gönderebilecek kapasiteye sahip.
Apollo dönemindeki Saturn V'ten daha fazla itiş gücü üretiyor ve gelecekte Mars görevleri için yapılandırılabilecek esneklikte.
2. Orion mürettebat aracı
Astronotların derin uzaydaki evi olan Orion, Dünya atmosferine yüksek hızla giriş yapabilecek dayanıklı bir ısı kalkanına ve 21 güne kadar bağımsız destek sağlayabilen yaşam destek sistemlerine sahip.
Artemis II görevinde astronotlar, bu araçla insanlığın Dünya'dan ulaştığı en uzak noktaya gidecekler.
3. Lunar Gateway (Ay uzay istasyonu)
Ay yörüngesinde dönecek olan bu mini istasyon, bir transfer noktası görevi görecek.i
Neden Güney Kutbu?
Önceki tüm inişler Ay'ın ekvator bölgesine yapılmıştı. Güney Kutbu'nun seçilme nedenleri stratejik ve bilimsel bazı nedenlerden oluşuyor.
Sürekli karanlıkta kalan kraterlerde donmuş halde su bulunduğu düşünülüyor. Bu suyun, gelecekte içme suyu, oksijen ve roket yakıtı (hidrojen) üretimi için kullanılması planlanıyor.
Kutup bölgelerindeki yüksek tepeler neredeyse sürekli güneş ışığı alır, bu da istasyonlar için kesintisiz enerji demek.
Aitken Havzası: Ay'ın iç yapısını anlamak için Güneş Sistemi'ndeki en eski ve derin çarpışma havzalarından biri burada yer alıyor.
Mars'a giden yol Ay'dan geçiyor
Ay'da kalıcı bir insan varlığı oluşturmak, güneş sisteminin derinliklerine yapılacak yolculuklar için hayati önem taşıyor.
Ay'ın yerçekiminin Dünya'ya göre çok daha düşük olması, roket fırlatmayı daha kolay ve maliyetsiz hale getiriyor.
Bu durum, Ay'ı Mars gibi uzak hedefler için ideal bir sıçrama tahtası yapıyor.
Bilim insanları, Artemis programının sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda gelecek nesil bilim insanları için büyük bir ilham kaynağı olacağını öngörüyor.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com
The Guardian: Türkiye kritik ara bulucu rolünü üstleniyor
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Ankara'da yapacağı görüşmeler, ABD'nin olası bir saldırısını bertaraf etme yolunda son dönemeç olarak görülüyor.
Haberde, Türk diplomatların Tahran'ı nükleer programı konusunda taviz vermeye ikna etmeye çalıştığı ve bu tavizlerin "yıkıcı bir çatışmayı" önlemede anahtar rol oynayacağı belirtiliyor.
Erdoğan'dan üst düzey diplomatik hamle
The Guardian'ın haberine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında bir video konferans görüşmesi yapılmasını önerdi.
On yıldır doğrudan iletişim kurmayan iki lideri dijital ortamda bir araya getirme girişimi, bölgedeki tansiyonu düşürmeyi hedefleyen en üst düzey diplomatik hamle olarak kaydedildi.
Bölge savaşından endişe ediliyor
Haberde, Orta Doğu ülkelerinin çatışmanın tüm bölgeye yayılmasından derin endişe duyduğu ve bu ortamda Türkiye'nin "ana arabulucu" bayrağını devraldığı vurgulandı.
Kremlin her ne kadar diplomasi için hala zaman olduğunu savunsa da sahadaki hareketliliğin Ankara'nın arabuluculuk rolünü daha belirgin hale getirdiği ifade edildi.
Fidan: Saldırı düzenlenmesi yanlış
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına da yer verilen haberde, Fidan'ın "İran'a saldırmak yanlıştır; yeni bir savaş başlatmak hatadır" sözleri öne çıkarıldı.
Fidan'ın, İran'ın nükleer konuda müzakereye hazır olduğu yönündeki mesajları Washington ile Tahran arasındaki diyalog kapısını aralama çabası olarak nitelendirildi.
- Kaynak: TRT Haber | www.trthaber.com